Hak-batıl mücadelesinin farklı bir versiyonu olan bir seçim sath-ı mahallindeyiz. Bir vatandaş olarak seçim propagandalarını izliyoruz. “Ufak at da civcivler yesin” misali bol keseden vaatler savuruyorlar.
       Eski Türkiye heveslileri, ve bunların taşeronları olan paralel yapı üst akılın da planlamasıyla Ak Partinin önünü kesmek için adeta kol kola verip saf tutmuşlar. Geceli gündüzlü çaba sarfediyorlar. Ak Partinin yerine geçirmeyi düşündükleri koalisyon hükümetinin senaryosunu bile yazmışlar.
        Eski koalisyon günlerini çok net olarak hatırlıyorum. Hükümetin kurulması için yapılan kıyasıya pazarlıkları hep esefle izlerdim… O günleri her hatırladıkça da adeta içim burkulur.
       Neydi o eski Türkiye günleri.
        Hükümetin kurulmasına şekil veren, pijama katıyla eli cebinde başbakanı karşılayan bir medya patronuna şahit olduk.
       Yokluk kıtlık almış başını gitmiş, faiz lobisi gecelik % 30 varan faiz oranlarıyla servetlerine servet katıyorlardı. Enflasyon oranı %100 düzeyinde… Hükümet yetkilileri borç para bulmak için İMF kapısında boynunu büküyordu… Görüşmede Amerika Devlet Başkanı ayak ayak üstüne atmış bizim Başbakanımız yanında el bağlıyordu.
        İnsanları sağ-sol kamplarına bölmüş, günde 20-30 civarında insanımız ölüyor, ama bu zevat kahkahalar atarak toplumun kanı üzerinde servetlerine servet katıyorlardı. Yönetenler kendilerini dev aynasında görüyor, fakir halkın tepesinde imtiyazlı bir sınıf olarak sırça saraylarda yaşıyorlardı. Yönetenler ile halk arasında dağlar misali uçurumlar oluşmuştu.
        Dindarlar horlanıyorlardı. Onları devre dışı bırakmak için kol kola verip olmadık kanunlar çıkarıyorlardı.
        O günlerde bir ziyaret için Şanlıurfa İmam-Hatip Lisesine gitmiştim de bahçesinde teneffüse çıkmış 50-60 kişiyi görünce bir İmam Hatipli olarak içimi hüzün kaplamıştı.
        İmam Hatip neslini yok etmek için 28 Şubat kararına imza atan o günün milletvekillerinin isimlerinin yayınlandığı bir gazete küpürünü hala saklıyorum. Bir kara tablo alarak… Tabi bu partilerin akibetinin ne olduğu ortada. O günün partileri ve liderleri tarihin tozlu sayfalarına gömüldüler. Zira Allah’la harbeden toplumların tarih boyu akibetleri hep böyle olmuştur.
        Bir gazetenin ana sayfasında Adana Çukurova Üniversitesini ziyaret eden o günün Devlet başkanı olan Kenan Evren’nin makam arabasına kapanmış bir şekilde örtülü bir kızın fotoğrafını gördüm. “Biz bu ülkenin evladı değil miyiz? Bunları niçin bize reva görüyorsunuz?”diyerek arabaya kapanmıştı. Eski Türkiye’de, inananlar “Öz yurdunda garip, öz vatanında parya” idi.
        Ama toplumda umutlu bir bekleyiş hakimdi. Gözler, hep kendisi gibi düşünen, kendisi gibi yaşayan, kendisine sahip çıkacak bir lider arıyordu… Günler ayları, aylar yılları kovalıyordu.
        Gün geldi dünya siyonizmine ve onun temsilcisi olan İsrail Başbakanına İslam’ın verdiği onur ve izzetle  “One minute” diyerek haykıran bir Recep Tayyip Erdoğan otaya çıktı. Daha doğrusu temiz insanların duasıyla Cenab-ı Allah tarafından gönderildi.
         Kirli oyunlara, şantajlara ve engellemelere rağmen dik duruşuyla adeta insanların yüreğinde taht kurdu. Halk: “İşte benim beklediğim lider budur” diyerek bağrına bastı. “Dik dur eğilme, inananlar seninle” diye kükredi, liderlerine olan sevgilerini bütün dünyaya haykırdı. O da bunun farkına vardı, tevazu kanatlarını indirdi. Ve: “Ben size efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldim.” diyerek gönlünü onlara bir sofra gibi açtı. Bunun sonucu olarak da adeta yer, gök “Tayyip, Tayyip. Başbakan Erdoğan” sesleriyle çınladı. Bir anda dünya mazlumlarının da gözdesi ve umut ışığı oldu.
          Gelelim günümüze.
          İzzeti ve onuru kendisine şiar edinmiş olan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki Ak Parti iktidarında Allah’ın yardımıyla on iki yılda büyük hizmetlere imza atıldı. Bunlardan sadece birkaçı;
          -Başta dünyanın gözünde Türkiye’nin itibarı arttı. Yönetilen bir ülke değil, dünya rotasına yön veren lider ülke konumuna geldi.
          -Hazinesi 130 Milyar dolara ulaştı. Dün İMF’ye el açıp borç dilenen ülke, bugün İMF’ye borç verecek duruma geldi.
          -40 yıllık başörtü zulmü sonuçlandırıldı ki, buna ne deseniz değer… HSYK’da, AYM’de bile başörtülü üyeler oldu.
          -Dün İmam hatip neslini yok etmek için çalışılırken, bugün bir milyon İmam hatip gençliği oluştu.
          -Dün Kur’an kursları kapatılırken, bugün askeri liseler de dahil bütün liseler ve okullar adeta birer Kur’an kursu oldu.
          -İnsanın vücudundaki kanı dolaştıran damarlar gibi ülkenin en ücra köşesine kadar modern yollar ve havalimanlar yapıldı. Hızlı tren bütün ülkeye yaygınlaştırıldı.
          -Dünya standartları üzerinde hizmet veren sağlık birimleri ve hastaneler yapıldı.
          -40 bin insanımızın ölümüne sebep olan terör belasının bitmesi için çözüm süreci başlatıldı.
          -Garib güreba devletin şefkatli elini yanıbaşında gördü.
           -Adeta devletin parasının ve yardımının girmediği ev kalmadı.
           İşte koalisyon demek bütün bu kazanımların bir anda kaybedilmesi demektir.
          Ey 7 Haziran 2015 tarihinde sandık başına gidecek olan kardeşim! Perdenin arkasına geçince şu ilahi fermanları hatırla.
           “Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa, 144)
           “Ve  zulüm yapanlara en ufak bir meyil dahi göstermeyin. Sonra (onları yakacak olan) o ateş size de dokunur. Sizin için Allah’tan başka yardımcılar da yoktur (ki sizi O’nun azabından koruyabilsin)! Sonra (kâfirlere meyledenlere azap edeceğini açıklayan O Allah tarafından da) yardım olunmazsınız.” (Hud, 113)
           “… Halbuki izzet (ve şeref) ancak Allah’a mahsustur, Rasulune aittir ve mü’minler içindir!”
                                                                                                                                                         (Münafikun, 8)
           55- Sizin asıl dostunuz Allah’tır, O’nun Rasuludur ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren ve rüku eden mü’minlerdir.
           56- Kim Allah’ı, O’nun Rasulunu ve mü’minleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları galip geleceklerdir.
           57- Ey iman ederler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah’tan gereğince korkun.
                                                                                                                                           (Maide, 55, 56, 57)
           Ey 7 Haziran 2015 tarihinde sandık başına gidecek olan kardeşim! Ak Partiye oy verme işini ciddiye al. “Sandıkta Ak Parti’ye bir tek oy çıksa, kesin o benim oyumdur.” diyebilme bilinciyle sandık başına koş! Sandık başına koş ki İslam’ın izzet ve şerefi daha da yücelsin! Toplum müreffeh bir hayat yaşasın.
           Kullandığın oy ya ülkeyi eski koalisyon günlerine götürecek, ya da ülke, dünya liderliğine hazırlanan izzetli bir ülke olacak. Karar senin.
           Benim bir oyumla ne olur ki deme!
           Unutma! Bazen bir atın nalındaki bir çivinin düşmesi, bir savaşın kaybedilmesine sebep olur. Çivi düşerse nal düşer, nalı düşen at tökezler, tökezleyen at saf dışı kalır ve böylece savaş kaybedilir.
           Ak Partinin yapacağı daha çoook şey var. Oy bizden, çalışmak onlardan, muvaffakiyet Yüce Rabbimizden… Selam ve dua ile.
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             Fethi KÜÇÜK
                                                                                      Kur’an Aşıkları Derneği (KA-DER) Genel Başkanı
                                                                                            4 Haziran 2015 Perşembe / ŞANLIURFA
      

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir