Nereden geldiği belli olmayan bir hortum misali bir kısım insanlar, ülkeyi kaosa sürüklemek için sosyal paylaşım siteleri yoluyla birkaç tane sökülen ağacı bahane ederek sokağa döküldüler.
         Aslında dertlerinin birkaç ağaç olduğunu hiç sanmıyorum. Bu ülkenin vatandaşlarının ödemiş olduğu vergiler ile alınan kamu araçlarını yakan, vatandaşın ekmek teknesi olan dükkânların camlarını indirerek yağmalayan, canını dişine takıp gece gündüz halkının refahı için ter döken hükümeti yıpratmaya çalışan, daha önemlisi elinde bira şişesiyle ve de ayakkabısıyla Allah’ın evi hükmünde olan camiye giren bir insanın derdi asla ağaç olamaz. Dine ve insanlara saygısı olmayan bir insan zaten hüsrandadır ve acınacak bir durumdadır. Yaşamındaki zararın farkında olmayan bir insan, ağaç için eylem yapacak, olacak şey değil!
         Gün geçtikçe anlıyoruz ki bu protestocuların eylemi, bir çevre duyarlılığını çok aşmış, öfke ve hesaplaşma ortamına dönüşmüştür. Aslında başta ağaçları koruma adı altında yola çıkan çevreciler olayın bu boyuta varacağını tahmin edemediler. Onlarınki masumane bir ağaç sevgisiydi. Amma dini değerlere ve dindarlara karşı kinle dolan bazı grupların eline bir fırsat geçmiş oldu. Hükümetin başında dindar bir başbakanın varlığını hazmedemeyen aynı zihniyete mensup gruplar ortak hareket etme imkânı yakaladılar ve çok profesyonelce bir isyanı organize ettiler, bulanık suda balık avlamağa başladılar. Önce ağaçlar sökülmesin diyenler, şimdi Recep Tayyip Erdoğan yıkılsın diye uğraşıyorlar. Bunu demokrasi içinde ve seçim yoluyla yapamayacaklarını çok iyi bildikleri için de bir kez daha kaos ve krize oynuyorlar.
         Yüzleri maskeli amma gözleri dönmüş bu insanlar taşıdıkları pankartlarla aslında niyetlerini ve fikirlerini ortaya koyuyorlar. Hükümeti yıpratmak, ülkeyi bir belirsizlik ortamına sürüklemek.
         Işıklarını yakıp söndürmek ve tencerelerin dibine vurmak suretiyle bu marjinal gruplara ayak uyduran saf kardeşler sizin bu olaylarda ne işiniz var? Kul hakkı denen bir şeyin olduğunu duymadınız mı? Örtülü bir bayanın pencereden zafer işareti yaparak bu art niyetli protestocu gruba destek olduğunu görünce çok üzüldüm. Müslümanın en belirgin özelliği ileriyi görüyor olmasıdır. Önünü göremiyorsan bir ömrün ibadetle geçse ne yazar!
         Yanlış yalan haberleri bilinçli bir şekilde twit yoluyla yayıp insanları kışkırtanlar, yakmak ve tahrib etmek suretiyle kamu malına zarar verenler, gerek esnafın ve gerekse semt sakinlerinin mallarını yağmalayanlar, oluşan kul hakkının hesabını ahirette nasıl Allah’a verecekler? Daha birkaç sene önce yaşamış insanlar kul hakkı hususunda böylemi idiler? Karıncayı dahi incitmekten korkan ecdadın torunları böylemi olmalıydı? Bakın size yaşanmış bir olayı anlatacağım.
         Bayezid-i Bestâmi, bir yerden diğer bir yere seyahat ederken; yemeğini yemek ve biraz dinlenmek için bir ağacın gölgesinde oturur. Yemeğini yiyip biraz dinlendikten sonra yoluna devam eden Bayezid, hayli yol aldıktan sonra erzak çıkınının(torbasının)üzerinde bir karınca görür. Hazret:
         “Allah’ın bu mahlukunu vatan-cüda ettim(vatanından ayırdım).Bunun yurdu burası değil, biraz önce oturup istirahat ettiğim yerdir. Bunu tekrar yerine bırakmam lazım. Yoksa ahirette bunun hesabını nasıl öderim.”diyerek geri dönüp karıncayı tekrar o ağacın altına bırakır.
         Akl-ı selim ile hareket eden hem dünyada hem de ahirette rahat eder. Dünyada barış ortamında yaşamak varken, didişmenin kime ne faydası olabilir?
                                                                                                                                     Fethi KÜÇÜK
                                                                                                          Kur’an Aşıkları Derneği (KA-DER) Genel Başkanı
                                                                                                                         6 Haziran 2013 / ŞANLIURFA

 

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir