Yetim ailemizin atının öldüğünü duydum, çok kötü oldum. Aman Yarabbi ne büyük kayıp, bu çocuklar nasıl dayanırlar, sen sabır ver diye dua ettim.  Allah Rasulü (s.a.v)’nün,  Zeyd adındaki çocuğun kuşu öldüğünde neden taziyesine gittiğini şimdi daha iyi anladım ve tüm hücrelerimle hissettim. Yetim aileyi ziyaret edip başsağlığı diledim. Üzüntülerini paylaştığımızı söyledim, teselli etmeye çalıştım. Her şeyin bir imtihan olduğunu anlatmaya çalıştım.
         Tabi hikâyesini bilmediğiniz için ne olduğunu anlayamadınız. Buyurun hikâyeyi okuyun neden ölen at için ailenin taziyesine gittiğimi öğrenin. İşte o zaman bana hak vereceğinize eminim.
          İHH İnsani Yardım Vakfı Şanlıurfa Gönüllüleri olarak, 2011 yılı içerisinde yetimlerimizi ziyaret etme kapsamında eşim ve çocuklarımla beraber Şanlıurfa Merkez Muradiye mahallesinde ikamet eden Yazey GÖK adlı yetim annesini ve çocuklarını ziyaretimizde gördüklerimizi ve sonrasını sizinle paylaşmak istiyorum. Çocukların üstü başı yırtık, ayaklarında çorap yok, gel diyorum gelmeye utanıyorlar. Çağırıp zorla kendileri için aldığımız tavuk döner dürümlerini verdik.  Minikler iştahla dönerlerini yerken biz de bu arada ev durumuna bakalım dedik. Mutfak dedikleri yerde bir su bidonu, iki üç parça eski kap-kacak,  bir de buzdolabı. Galiba  hatırladım! Bu buzdolabını da kendilerine geçen yıl Ramazanı şerif ayında arkadaşlar aramızda topladığımız parayla spot pazarında almıştık. Yani Şanlıurfa’da sıcaklığın bazen 45-50 °C’ye çıktığı yaz aylarında geçen seneye kadar daha bu yetim ailemizin buzdolabı   bile yoktu. Etrafı biriketlerle çevrilmiş, üstü eski bez parçalarıyla örtülmüş bir bölmede zayıflıktan kaburgaları görünen bir at görünce hayretle sordum: “Yazey abla, bu at neyin nesi ?”
         Kadın bir şey söylemek istedi, sonra omuzunu silkeleyerek sanki anlatmaktan vazgeçti. Dayanamadım sordum:
          “Abla bu at sizin mi?” Yazey:
          “Evet abi at bizim!” diye cevap verdi.
          Eskiden çobanlık yaptığım ve hayvancılıkla uğraştığım için, hayvan beslemenin ne kadar masraflı olduğunu yakinen bilirim. Bu nedenle dedim ki:
          “Abla zaten yokluk içindesin, çocuklarına bakamıyorsun, bu atı niye besliyorsun, bunu beslemek zor olmuyor mu?” Kadın:
          “Uzun hikâye.” dedi. Ben:
          “Abla anlatır mısın?”dedim. O:
          “Anlatsam da inanmayacaksın ki.”dedi. Ben yine:
          “Estağfirullah  abla anlatın! Elhamdülillah müslümanız. Bir müslümanın anlatığına inanırız. Çok merak ettik, anlatırsan memnun oluruz.”dedim. Kadın:
          “Çocuklarım bu atı babaları gibi, babalarının yerinde görüyor desem!”
          “Anlamadım” diyorum.
          “Anlatayım! Çocuklarımın babası at arabacısıydı. İşte gördüğünüz bu atla arabacılık yapıp bize bakardı. Geçen sene vefat etti. Kimi kimsem de fazla yok. Çocuklarım babalarını çok özlüyorlar. Özleyince de gider atın yanına oturur, uzun uzun ona bakar hasret giderirler. Hatta şu en küçük kızım Emine, geceleri uykudan uyanınca ağlar, gecenin karanlığında atın yanına götürür, beraber atın yanında oturur biraz bekleriz, çocuk teselli olunca geri dönüp uyutmaya çalışırım. Geçen sene atı satmaya kalktım çocuklarım ağlayıp durdular, resmen yas tuttular: “Babamızın yadigarıdır satma, yoksa babamızı daha çok özleriz.” dediler.Bakımı çok zor olmasına rağmen çocuklarım daha da hüzünlenmesin diye atı satamıyorum. İnanın geçenlerde at kaybolmuştu çocuklar dayanamayınca onu aramaya koyulduk. Nice aramadan sonra onu eşimin kabrinin yanında bulduk. Ben:
          “Eşinizin kabri nerede?” diye sordum. O:
          “Konuklu’da”  diye cevap verdi.“Evet kardeşim işte bu atın hikâyesi budur.” diyerek bir iç çekti.
( Konuklu buraya 15 km uzaklıkta bir beldedir)
          Rahmetli babamın şu sözü aklıma geldi: “Atlar ve itler sahiplerine çok sadıktırlar.”
Üstümden kaynar sular döküldü zannettim. Şok oldum, ne diyeceğimi bilemedim, ancak:
          “Allah sana ve çocuklarına sabırlar versin” diyebildim.
          Bu konuşmamızdan dört-beş ay sonra; bir gün bu atın öldüğünü duydum ve çok üzüldüm. Bir yakınımın ölüm haberini duymuş gibi etkilendim ve garip duygular yaşadım:
          “Aman Yarabbi ne büyük kayıp! Bu çocuklar nasıl dayanırlar, sen sabır ver” diye dua ettim. Daha sonra aileyi ziyaret edip başsağlığı diledim, üzüntülerini paylaştım. Her şeyin bir imtihan olduğunu söyleyerek teselli etmeye çalıştım.
          Asr-ı Saadette Zeyd adındaki çocuğun Nuğayr isimli kuşu öldüğünde Allah Rasulu (s.a.v) bu çocuğun taziyesine gitmişti. Rasulullah’ın neden çocuğun taziyesine gittiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
                                                                                                                                                     Behçet ATİLA
                                                                                                                                      İHH Vakfı Şanlıurfa İl Temsilcisi
                                                                                                                                         30 Nisan 2012 / ŞANLIURFA

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir